August 8, 2022

Dolandırıcılık Suçu

Dolandırıcılık suçu
Kaynak: linternaute.fr

Dolandırıcılık bir suçtur. Dolandırıcının, bir gerçek kişiyi (hukukî kişiliğe sahip olan ve bu sayede hukukî işlem yapabilen birey) veya tüzel kişiyi (dernek gibi, kanunun kendisine hukukî işlem yapma ve dava açma imkânı tanıdığı yapı; tüzel kişi yükümlülük altına girebilir ve sorumluluğu doğabilir; bir veya daha çok gerçek kişiden oluşur) mal, para vermeye veya hizmet sağlamaya yöneltmek amacıyla aldatmasıdır.

Mağdurun, gerçeği gizleyen failin niyetleri konusunda aldatıldıktan sonra iradî şekilde hareket etmiş olması gerekir.

Dolandırıcı, mağdurunu aşağıdaki yollardan biriyle aldatabilir:

  • Sahte isim kullanmak,
  • Sahte sıfat kullanmak (hukuk veya sağlık alanında profesyonel olduğunu ileri sürmek ya da eşi hayatta olduğu hâlde dul olduğunu söylemek gibi sahte aile hâli kullanmak),
  • Belirli meslek ve görevlere duyulan güveni kötüye kullanmak (belediye başkanı, sendika temsilcisi, dernek başkanı vb.),
  • Sahte belge kullanmak (örneğin sahte diploma veya sahte fatura).

Dolandırıcılık çok basit biçimler alabileceği gibi, kurgular ve üçüncü kişilerin (suç ortağının) müdahalesini içeren gerçek hileli manevralar şeklinde de gerçekleşebilir. Basit bir yalan tek başına dolandırıcılık değildir. Failin eylemini tasarlamış olması; hile, kurgu veya sahneleme gibi araçlara başvurması gerekir.

Örnekler:

  • Sahte konser bileti satışı,
  • Sigorta tazminatı almak amacıyla bir malı tahrip etmek veya çalınmış gibi göstermek,
  • Mağduru gerçekte var olmayan veya hileli bir eğitime kaydetmek için CPF platformundan aradığını veya mesaj attığını söyleyen kişi,
  • Mağdurdan para talep etmek amacıyla e-posta ile gönderilen sahte polis veya jandarma çağrısı,
  • Oltalama (phishing),
  • Sahte çevrim içi satış,
  • Dolandırıcıya karşı duygusal yakınlık geliştiren mağdurdan para elde etmeyi amaçlayan romantik dolandırıcılık.

Hırsızlık ve güveni kötüye kullanmadan farkı nedir?

  • Dolandırıcılık hırsızlıktan farklıdır. Bir mal mağdurun iradesi dışında alınmışsa hırsızlık söz konusudur.
  • Dolandırıcılık, güveni kötüye kullanmadan da ayrılır. Dolandırıcılıkta işlem başlangıçtan itibaren hilelidir. Güveni kötüye kullanmada ise fail malı veya parayı hukuka uygun biçimde teslim alır, daha sonra onu amacı dışında kullanır. Örneğin bir vasinin (ergin veya küçüğün korunmasına yönelik tedbiri yürütmek, günlük işlemlerde temsil etmek ya da malvarlığını yönetmek üzere atanan kişi) vesayet altındaki kişinin parasını kendi yararına kullanması güveni kötüye kullanmadır. Vasi o parayı belirli amaçla yönetmeye hukuken yetkilidir, ancak bu yetkiyi sonradan kendi çıkarına yöneltmiştir. Buna karşılık dolandırıcının, bir kişinin vasisi gibi davranarak bankadan para çekmesi dolandırıcılıktır; çünkü bu parayı yönetme hakkı yoktur.

Dolandırıcılık suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 157. maddesinde düzenlenmiştir:

“Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası verilir.”

Suçun unsurları incelendiğinde iki temel unsur öne çıkar: hileli davranış ve bir malvarlığında meydana gelen zarar veya sağlanan yarar. Buna göre:

  • Fail hileli davranışlarda bulunmuş olmalıdır.
  • Bu davranışların sonucu mağdurun aldatılması olmalıdır.
  • Mağdur kendi malvarlığı veya başkasının malvarlığı üzerinde işlem yapmış olmalıdır.
  • Bu işlemler malvarlığında eksilmeye yol açmalıdır.
  • Bu eksilme karşısında, hileli fiilin faili veya başka bir kişi yarar elde etmiş olmalıdır.
  • Mağdurun hileli fiille aldatılması, malvarlığı işlemi, zarar ve yarar arasında zincirleme bir illiyet bağı bulunmalıdır.

Suçun, ticari faaliyetler sırasında tacir veya şirket yöneticisi ya da şirket adına hareket eden kişi tarafından; yahut kooperatif faaliyetleri sırasında kooperatif yöneticileri tarafından işlenmesi

Dolandırıcılık vakaları artmaktadır. Ticari hayattaki işlemlerin hızından doğan güvenin kötüye kullanılmasını önlemek amacıyla bu tür fiiller nitelikli dolandırıcılık olarak kabul edilmiştir.

Türk Ceza Kanunu’nun 158. maddesinin (h) bendine göre dolandırıcılık suçunun “tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatif faaliyetleri kapsamında” işlenmesi hâlinde faile üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası verilir.

Bu hükmün uygulanabilmesi için gerçekten bir tacirin, şirketin veya kooperatifin mevcut olması gerekir. Gerçekte olmayan bir şirket veya kooperatif varmış gibi davranarak menfaat sağlamak amacıyla yapılan hileli davranışlar, bu bendin uygulanmasına yol açmaz.

Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle suç işlenmesi

Serbest meslek sahibi bir kişi tarafından işlenen dolandırıcılık, suçun nitelikli hâlini oluşturur. Türk Ceza Kanunu’nun 158. maddesinin (i) bendi, dolandırıcılığın “serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle” işlenmesi hâlinde cezanın ağırlaştırılacağını düzenler.

Bu suçların faili yalnızca gerçek kişiler olabilir. Bununla birlikte Türk Ceza Kanunu’nun 169. maddesi uyarınca, bu dolandırıcılık suçlarından yarar sağlayan tüzel kişiler hakkında özel güvenlik tedbirleri uygulanmalıdır.

Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen bir başka suç da şirketler veya kooperatifler hakkında yanlış bilgi vermektir. Bu suç, malvarlığına karşı suçların düzenlendiği bölümde yer alır.

Dava zamanaşımı süreleri

Türk Ceza Kanunu’nun 66/1-e maddesine göre, beş yıla kadar hapis cezasını gerektiren suçlarda dava zamanaşımı süresi sekiz yıldır. Aynı şekilde, 157. madde uyarınca bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasını gerektiren dolandırıcılık suçu bakımından süre sekiz yıldır.

Türk Ceza Kanunu’nun 66/1-d maddesine göre, beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda dava zamanaşımı süresi on beş yıldır. Nitelikli dolandırıcılığı düzenleyen 158. maddede ceza üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası olduğundan, bu suç bakımından dava zamanaşımı süresi on beş yıldır.

Şirketler ve kooperatifler hakkında yanlış bilgi verme suçu

  • Dolandırıcılık suçu ile “şirketler veya kooperatifler hakkında yanlış bilgi verme” suçunun karşılaştırılması yararlıdır. Türk Ceza Kanunu’nun 164. maddesine göre bir şirket veya kooperatifin kurucusu, ortağı, yöneticisi, müdürü, temsilcisi, genel kurul üyesi, denetim kurulu üyesi veya tasfiye memuru; ilgililerin zararına neden olabilecek nitelikte gerçeğe aykırı bilgileri kamuya açıklarsa veya genel kurula gerçeğe aykırı rapor veya öneri sunarsa ya da bu bilgilerin açıklanmasını sağlarsa cezalandırılır.

Dolandırıcılıktan farklı olarak, yanlış bilginin açıklanması veya başkası tarafından açıklanmasına neden olunması yeterlidir. Bu suçun unsurlarının oluşması için zarar meydana gelmesi aranmaz.

Cumhuriyet Başsavcılığına nasıl şikâyet edilir?

Ceza mahkemelerinde kamu davası açma yetkisi Cumhuriyet savcısına aittir. Suç mağdurları, gerekli soruşturmayı yapacak ve kamu yararı adına kamu davası açabilecek savcılara şikâyette bulunur. Şikâyet, ikamet edilen şehirdeki adliye sarayında bulunan Cumhuriyet Başsavcılığı bürosuna yapılabilir. Şikâyet savcılık kalemi tarafından kayda alınır ve bir hazırlık numarası verilir. Bu numara şikâyetin takibinde kullanılır. Sözlü şikâyet mümkün olmakla birlikte, önceden hazırlanmış yazılı bir şikâyet dilekçesi sunulması tavsiye edilir.

Türkiye’de herkes bireysel olarak şikâyette bulunma hakkına sahiptir. Bununla birlikte sürecin bir avukatın yardımıyla başlatılması ve takip edilmesi, yapılan profesyonel çalışma sayesinde daha hızlı ve elverişli bir sonuca ulaşma ihtimalini artırabilir.

Dolandırıcılık nedeniyle maddi tazminat talebi

Ceza hukuku bakımından dolandırıcılık suçuna ilişkin yaptırımlar yukarıda açıklandığı şekildedir. Özel hukuk bakımından ise kişilerin uğradığı zararı dengelemek için sözleşmenin iptali veya tazminat gibi hukukî çareler öngörülmektedir.

Öncelikle Türk Borçlar Kanunu’nun 36. maddesi şöyledir: “Taraflardan biri, diğer tarafın aldatması sonucu bir sözleşme yapmışsa, aldatması esaslı olmasa bile, bu sözleşmeyle bağlı değildir. Bir üçüncü kişinin aldatması sonucu bir sözleşme yapan taraf, sözleşmenin yapıldığı sırada diğer tarafın aldatmayı bildiği veya bilmesi gerektiği takdirde, sözleşmeyle bağlı değildir.”

Cezaî yaptırımların yanı sıra, haksız fiil olarak dolandırıcılık sebebiyle tazminat davası açılması da mümkündür. Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesine göre, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren kişi bu zararı gidermekle yükümlüdür. Tazminat, olayın koşulları ve kusurun ağırlığı dikkate alınarak hesaplanır.

Türk Borçlar Kanunu’nun 74. maddesi de göz önünde tutulmalıdır: “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığını veya ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığını değerlendirirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkiminin beraat kararıyla da bağlı değildir. Ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da hukuk hâkimini bağlamaz.”

Öte yandan Türk Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 165. maddesi uyarınca hukuk hâkimi, haksız fiilden doğan tazminat talebinde ceza hâkiminin kararını bekleyebilir. Ceza yargılamasının sonucu beklenmeden karar verilmesi, Yargıtayın yerleşik içtihatlarına göre kararın bozulmasına sebep olabilmektedir.

Malvarlığında sebepsiz zenginleşme meydana gelen kişiye karşı sebepsiz zenginleşme davası açılması da mümkündür.