Otonom Araçlar: Sorumluluk Sorunları
Otonom araçlar, potansiyel olarak trilyonlarca dolarlık bir pazar olarak görülmektedir. Neredeyse tam otonom araç geliştiren firmalar, teknolojinin yol güvenliğini artırma potansiyelini vurgular. Bunun hem mali hem insani nedenlerle gerçekleşmesini umuyoruz. Otomobil üreticilerinin kazaların büyük bölümündeki sorumluluğu üstlenmesi bir yana, kısmen veya tamamen kusurlu otonom araçların yol açtığı ölümcül yaralanmalar insanların hayatı üzerinde travmatik etki yaratır. Bu alandaki şirketlerin, çok daha basit sistemlerdeki arızalar nedeniyle ürün geri çağırmaları ve tazminat ödemeleri konusunda uzun bir geçmişi vardır.
Google’ın ana şirketi Alphabet’in sürücüsüz aracı Waymo ABD’de robotaksi işletmektedir; Tesla ise tam otonom modlar üzerinde yoğun biçimde çalışmaktadır. GM ve Ford’un on yılın ortasına kadar sürücüsüz araç teslim etmeyi planlaması, dönemin ABD Başkanı Joe Biden tarafından da övgüyle karşılanmıştır. Volkswagen, Toyota, BMW ve Mercedes gibi Avrupa ve Asya şirketleri son yıllarda tamamen elektrikli araç üretmiş; otonom sürüş modlarında Kuzey Amerikalı rakipleriyle arayı kapatmaya başlamıştır. Bu gelişme, Birleşik Krallık Hukuk Komisyonunun otonom araç kullanıcılarına tehlikeli sürüş dâhil birçok trafik suçundan muafiyet tanınmasını önermesine yol açmıştır.
Ancak sürücüsüz araçlardaki hukukî sorumluluk daha az nettir. Araç sahiplerinin acil durumda veya yağmur ve kar gibi ağır hava koşullarında direksiyona geçmesi gerekebilir. Alman kanun koyucular bu hâllerde kullanıcının hukukî olarak sorumlu olması gerektiğini değerlendirmektedir. Birleşik Krallık Hukuk Komisyonu ise bu tür istisnaların uygulanamaz olduğunu söyler. Önerilere göre otomotiv üreticileri ve/veya yazılım geliştiricileri, geri çağırmaları, idari para cezalarını ve diğer hukukî tazminatları karşılayacak yeterli kaynaklara sahip olmalıdır. Bu yük, Rivian gibi yenilikçi girişimlerin ortaya çıkmasını engelleyebilir.
Sorumluluk sorunlarının çözümü sigorta olabilir mi? Otonom araçlar, sigorta şirketleri için diğer uzmanlık alanlarından daha büyük bir sorun yaratabilir. Binlerce satır bilgisayar kodundaki riskleri değerlendirmek zor olsa da imkânsız değildir. Londra Uluslararası Sigortacılar Birliği, çok sayıda kazanın aynı anda meydana gelmesi ihtimaline dikkat çekmektedir; bu durum sigortacıların ödeme gücü için risk oluşturabilir.
Bunların hiçbiri geliştiricileri caydırmayacaktır. Volvo Cars’ın sahibi Çinli Geely 2024’e kadar sürücüsüz araçlara sahip olmayı planlamış; Volkswagen ise bunların tüm sektörü dönüştüreceğini öngörmüş ve elektrikli araç ile yazılım geliştirmeye 89 milyar Avro ayırmıştır.
Görüşümüze göre otomobil üreticileri, tazminat davaları için de karşılık ayırmak zorunda kalacaktır. Kusur kültüründeki asimetriler onları özellikle kırılgan kılar. Otonom araç kazaları medyanın ilgisini çekerken insan hatalarının trafik kazalarının yüzde doksanına neden olması daha az görünür olabilir. Tesla’nın sahibi Elon Musk’ın da kabul ettiği üzere, sürücüsüz araç üreticileri kurtardıkları hayatlar için ödüllendirilmeyebilir; ancak kaybedilen hayatlar için cezalandırılmayı beklemelidir.
Yadsınamaz faydalarına rağmen otonom araçlar ve işbirlikçi akıllı ulaşım sistemlerinin (C-ITS) benimsenmesi, ulaştırma altyapısındaki paydaşlar ve kanun koyucular için karmaşık hukukî ve düzenleyici sorunlar doğurur. Otonom araçlar, üretimden yola çıkışa kadar aracın yolculuğunun her aşamasında insanın merkezi ve açık tanımlı role sahip olduğu mevcut düzenleme paradigmasına meydan okur. Veriye dayalı yapıları yeni hukukî sorunlar yaratır. Gizlilik, siber güvenlik tehditleri ve trafik kazası yaralanmalarına ilişkin sigorta reformu, toptan kullanıma geçilmeden çözülmesi gereken başlıca alanlardır; ancak bunlar kapsamlı bir liste değildir.
Bu içerik genel bir rehber niteliğindedir. Özel koşullarınız için uzman görüşü alınmalıdır.
