Yabancıların Türkiye’de Miras Edinimi
Eşsiz konumu sayesinde Türkiye, mevsim geçişlerinin görece dengeli yaşandığı ve insanların dört (4) farklı mevsimi deneyimleyebildiği az sayıdaki ülkeden biridir. Ayrıca Türkiye, son yıllardaki hızlı gelişimiyle yabancılar için bir cazibe merkezi hâline gelmiştir. Yabancı yatırımcılar özellikle gayrimenkul yatırımları ve ticari devralmalar bakımından Türkiye’ye ilgi göstermektedir. Bu nedenle Türk mevzuatı, hukukî işlemlerdeki riskleri en aza indirmek ve olası uyuşmazlıkları önlemek amacıyla güncellenmiştir. Bu makalede, zaman alıcı bir sürece girmeden önce yararlı olabilecek usulleri kısaca açıklıyoruz.
1. Mirasçıların Mirası Edinmesi
- Mirasçıların, vefat eden yakınlarından kalan mirası edinebilmeleri için mirasçılık bağlarını ve kan hısımlığına dayalı aile ilişkilerini ispat etmeleri gerekir. Bunun için örneğin defin belgeleri, hastane raporları, kolluk görevlilerince düzenlenen tutanaklar veya yabancı ülkelerin nüfus ve vatandaşlık işleri birimlerince düzenlenmiş diğer belgeler sunulabilir. Yabancı ülkelerin daire, kurum ve kamu kuruluşlarından alınan belgelerin yeminli tercüman tarafından resmî şekilde Türkçeye çevrilmesi ve bu belgelere apostil şerhi eklenmesi gerekir.
- Miras bırakana ait bir malın edinilebilmesi için, taşınır veya taşınmaz; maddi veya gayrimaddi niteliğine bakılmaksızın mirasçılık belgesi düzenlenmelidir. Taşınmaz mala ilişkin mirasçılık belgesi Türk hukukuna göre düzenlenir. Taşınır mala ilişkin mirasçılık belgesi ise miras bırakanın millî hukukuna göre düzenlenmelidir. Mirasçılar hem taşınır hem taşınmaz mallar için mirasçılık belgesi talep ediyorsa, bunu görevli ve yetkili mahkemeye bildirmelidir.
- Kural olarak mirasçılık belgesi verilmesi talebine ilişkin davada karşı taraf bulunmadığından, ilgili dava çekişmesiz yargı işidir. Bu sebeple davacıların çoğu durumda hasımsız dava açması tavsiye edilir. Ancak mirasçılık sıfatına karşı çıkan ve davacıların mirastaki payında hak iddia eden kişiler varsa, mirasçılık belgesi talebine ilişkin davada hasım gösterilmesi mümkündür. Davacıların bu davalarda Türkiye Cumhuriyeti Hazine ve Maliye Bakanlığını hasım göstermesi yaygın ancak hatalı bir uygulamadır. Çünkü 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 501. maddesi uyarınca mirasçısız ölen kişinin mirasının Devlete geçmesi, Devletin cebrî edinimi olarak nitelendirilemez.
2. Yabancılık Unsurlu Miras Davalarında Türk Mahkemelerinin Milletlerarası Yetkisi
- Yabancılık unsuru taşıyan miras davalarında Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 43. maddesine göre belirlenmelidir. Madde 43 uyarınca mirasa ilişkin davalar, ölenin Türkiye’deki son yerleşim yeri mahkemesinde görülür. Son yerleşim yeri Türkiye’de değilse, dava terekeye ait malların bulunduğu yer mahkemesinde görülür. Bu hüküm iki ilkeye dayanır: (i) miras bırakanın son yerleşim yeri ve (ii) malın bulunduğu yer. Buna göre son yerleşim yeri Türkiye dışında bulunan murisin Türkiye’deki taşınır ve taşınmaz mallarına ilişkin uyuşmazlıklarda yetki, malın bulunduğu yer mahkemesindedir.
- Ayrıca miras bırakanın Türkiye dışında mal bırakmış olması hâlinde dahi, Türkiye’de bulunan malın varlığı Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin kurulması için yeterli olabilir. Madde 43, mirasa konu taşınmazlar bakımından münhasır yetki kuralı getirir. Taşınmaz malın bulunduğu ülke mahkemelerinin münhasır yetkisi, diğer hukuk sistemlerinde de görülür. Bu nedenle Türkiye’de bulunan bir taşınmaza ilişkin olarak yabancı devlet mahkemelerine yetki veren yetki şartları hükümsüzdür.
3. Yabancılık Unsurlu Miras Davalarında Uygulanacak Hukuk
Yabancılık unsuru taşıyan miras uyuşmazlıklarında uygulanacak hukuk, 5718 sayılı Kanun’un 20. maddesine göre belirlenmelidir:
Madde 20
- (1) Miras, ölenin millî hukukuna tâbidir. Türkiye’de bulunan taşınmazlar hakkında Türk hukuku uygulanır.
- (2) Terekenin açılma sebepleri, iktisabı ve taksimine ilişkin hükümler, terekenin bulunduğu ülke hukukuna tâbidir.
- (3) Türkiye’de bulunan mirasçısız tereke Devlete kalır.
Miras bırakan yabancı ise, miras davalarında uygulanacak hukuk kural olarak Türk hukuku değildir. Bununla birlikte yabancı bir kişinin Türkiye’de taşınmaz bırakması hâlinde, bu taşınmaza ilişkin uyuşmazlıklar Türk hukukuna tâbidir.
- (4) Ölüme bağlı tasarrufun şekli 7. madde hükmüne tâbidir. Ölenin millî hukukuna uygun olarak yapılan ölüme bağlı tasarruf da geçerlidir.
- (5) Ölüme bağlı tasarruf yapma ehliyeti, tasarruf anındaki tasarrufu yapanın millî hukukuna tâbidir.
Kendi millî hukukuna göre ölüme bağlı tasarruf yapma ehliyetine sahip bulunan bir kişinin, yine kendi millî hukukunun usulüne uygun olarak yaptığı ölüme bağlı tasarruf geçerlidir. Burada tasarrufun konusunun taşınır veya taşınmaz mal olması önem taşımaz.
4. Mirasa İlişkin Yabancı Mahkeme Kararlarının Tanınması ve Tenfizi
- Mirasa ilişkin yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi, yabancı mahkemelerce düzenlenen mirasçılık belgelerine Türkiye’de geçerlilik kazandırmak için kullanılır. Mirasçılık belgeleri tespit niteliğinde kararlar olduğundan, yabancı mahkemenin verdiği mirasçılık belgesinin Türkiye’de geçerli olması için kararın tanınması gerekir. Aksi hâlde bu belge miras bırakana ait malın edinilmesinde delil olarak kullanılamayabilir. Tanıma talebi, hakkında tenfiz istenen kişinin Türkiye’de yerleşim yeri varsa bu yerdeki mahkemeden; yerleşim yeri veya mutad meskeni yoksa İstanbul, Ankara veya İzmir mahkemelerinden birinden istenir.
- Bununla birlikte miras bırakana ait Türkiye’deki taşınmaza ilişkin mirasçılık belgeleri, Türk mahkemelerinin Türkiye’deki taşınmazlar üzerinde münhasır yetkiye sahip olması nedeniyle Türkiye’de tanınamaz. Ayrıca mirasçılık belgesi yabancı noter veya belediye tarafından verilmişse, 5718 sayılı Kanun uyarınca yalnızca mahkeme kararları tanınabildiğinden bu belge Türkiye’de tanınamaz.
5. Vasiyetnamenin Yerine Getirilmesi
Yabancı bir ülkede düzenlenen vasiyetname doğrudan Türk mahkemelerine sunulabilir; vasiyetnamenin yerine getirilmesi, yani vasiyetnameye göre mirasçılık belgesi verilmesi istenebilir. Yabancı ülkede düzenlenen vasiyetnamenin Türkiye’de geçerli ve uygulanabilir olması için apostil şerhi veya Türk Konsolosluğunun tasdiki bulunmalıdır. Ancak ikili ya da çok taraflı anlaşmalar bu gerekliliği ortadan kaldırabilir.
